2 Ekim 2011 Pazar

Kadın ve Kadınsal İş'ler Üzerine.. Japan(ish) & Türk(ish) ..



 Değişen dünya değerlerinin ikili ilişkilere yansımasının sosyal medyadaki sosyolojik görüntüsü olan 'Kore'li eşim olsun dünya kadar borcum olsun' sayfasında gördüğüm bu videoyu izledikten sonra yazımı okumanızı öneririm. (uzun -nin -i  tamlamalarıma hayranım.Siz de hayran olunuz lütfen! Tamam ,konuşurken uzun bir tamlama kullandığımda ne dediğimi anlamak için biraz duraksıyor olabilirsiniz ama bu sadece bir yazı ve iki kere okuyunca anlayacağınızı ümit ediyorum) İzleyince gülmekten ve 'vay anasını' cümleciğini tekrarlamaktan okuyacak haliniz kalır mı orası meçhul elbet.

Efendim şimdi anlı şanlı,salçalı kalçalı,on parmağında on marifet,temizlikçi,bulaşıkçı,aşçı,psikolog,şoför,çocuk bakıcısı,kadın,anne,sevgili,arkadaş,iş kadını,muhasebeci ve bitmek bilmeyen tüm maharetleri aynı anda barındıran Türk kadınıyla Kore'li (Japon,Kore,Çin.. herneyse artık ..hepsi çekik gozluyse hepsi aynıdır) kadınının arasındaki farktan bahsetmek ve Türk kadınını sonsuza kadar övmek isterdim .Ama bu video çok feci kapak oldu..

Bizler 'görgüsüz yerden hamur alacağına,görgülü yerden çamur al' deyişleriyle büyümüş neslin evlatları olup aynı zamanda modern çağın çalışan kadını olmak arasında seçime zorlanan; genelde hala var olmaması gerekip bir şekilde var olan erkek egemenliğinin bitmek bilmeyen istekleri üzerine ikisinin sorumluluğunu üzerine almaya çalışan ve canımız çıksa da bunu bir şekilde başaran kadınlar olarak yine de yaranamamaya maruz kalıyoruz ya hani..Hani nerde hata yaptığımızı bilemeyip sağa sola çatıp erkekleri yerden yere vuruyoruz. İşte tam o noktada idrak yollarımızı açan bir video çıkıyor ortaya. Kıskançlıkla hazmetmemek arası bir ruh haliyle,tavan yapan egoların tozu dumana katmış yıkıntısı altında elin Korelisine pis pis bakıyoruz.

Evet biraz (?!?) takdir ediyoruz zekalarını,yataktan fırlayıp kalkabilmeyi ve o hızla durmadan koşuşturmayı ama yine de anlı şanlı Türk kadını olarak kendimize yediremiyoruz.Şimdi birincisi ehli keyif Osmanlı torunuyuz biz. Kahve gelince 'bunla ne giderdi abi şimdi?'deyip olmazsa olmaz sigaramızı tellendirirken şekillere giriyoruz.O dirsekler masaya konuyor hemen ,bilekler bükülüyor parmaklar ince uzun en nadide eseri tutarken gururlanıyor falan filan..

Ya da rakı balık.. Çalımlar ,edalar,bardak tutuş şekli,mezesi,muhabbeti ,şarkısı ,türküsü yüreğimizi coşturuyor.Erkek oluyoruz hemen ,efe oluyoruz..Hele bir de İzmirli kadınsak çıkıyoruz Kordon boyuna, hiçbir topuk bizimki kadar davetkar çalamıyor falan filan.. (inkar eden babayiğit yorum yazsın vereyim cevabını )

Aynı haliyet-i ruhiyye (ehl-i keyifçiliğin süper ego boyutu ) ile yukarıdaki nesili doğuran kutsal Türk kadını kırklama usulü temizlikler yapıyor,ütülerde kırışıklık bırakmıyor,yemeklerini en zor yöntemlerle pişiriyor taşırıyor.Yetinememezlik yine kıskançlıkla birleşiyor konu komşunun temizliğini,yemeğini yani kadınlığını ?!? eleştiriyor. 'kötü komşu ev temizletir' sözünün lügatımıza girmesine sebep oluyor. Bununla da yetinmiyor Türk kadını ; altın,dolar,para günlerini kovalıyor. E ikramlar da mükemmel olmak zorunda. Yine zor yöntemler , yine çeşit çeşit ikramlar. Sonunda alınan kilolar ve  Ehl-i keyif in cılkını çıkarıp toprak ana figürü Türk kadınına dönüşüm (bkn.sadece 3G li kadın olmak.normali 4G dir nyse karıştırmayalım ) kaçınılmaz olduğunda Türk erkeği isyan bayrağını çekiyor.

'E be adam hem herşey süper olsun istiyorsun hem de isyan ediyorsun 'deyip kafa ütülemeye başlıyoruz sonrası zaten toz duman,kavga gürültü,ağlama krizleri vs.. Sonra adam kalkıyor 'Koreli eşim olsun dünya kadar borcum olsun' diyor sinirlerimizi zıplatıyor.İşte burda biz çekemiyoruz Koreli kadını..

Ne gerek var şimdi okadar çevik olmaya,sabahın köründe tabakhaneye yetiştirilmesi gereken birşey mi var da okadar çabuk olmak zorundasın be çekik gözlü kadın.. Neden durduk yere bizi sosyolojik buhrana itip,erkeklerimizin aklını çeliyorsun? Ehli keyifçiliğimizin süper egoya yol açmasının saçmalığını hoi hoi haa? diye yüzümüze yüzümüze aikido hareketleri yaparak vuruyosun.

Ama şunu asla unutma o çocukcağzı japon korku filmlerine yakışır şekilde kaldırdığında 'anneee yaaağğğ neeaapıyosun' deyip kendini yerden yere atmıyorsa bil ki o çocuk sayesinde 5 dk.da bukadar maharet sergiliyorsun. Yoksa o cırlamayı,çirkefliği,ağlamayı 5 dk değil 60 dk da susturamazsın :)

Çünkü bizler , 'benim oğğğğğlum doktor olacak' poh pohuyla yetiştirilmiş neslin evlatlarıyız.

Çünkü bizler, oğlu doktor değil; odun olduğunda onu hemen 'adam gibi adam' yapan kayınvalidelerin gelinleriyiz

Çünkü bizler, o annelerin yetiştirdiği  Ezel,Seymen Ağa,Boran Ağa gibi tiplere adam!?! demeyi halt sanan kadınlarız

Çünkü bizler, o adamların bize biçtiği ev kadını ve iş kadını olabilen süper kadın olmaya boyun eğen kadınlarız



....

9 Eylül 2011 Cuma

9 Eylul Uzerine.. Tum Izmir e gelsin..



                                               




                        



Bu sabah (aslinda her sabah)tek gozumu acip digerini acmamakta kararsiz kaldigim saatlerde arkadasimdan aldigim -gunaydiiiiin- mesajina karsilik -buguuun bayram erken kalkin cocuklaaar- seklinde cevap vermem sonucu , deliye hergun bayram sozunu bana etiketlemis olan sahsi muhterem dostum soyle cevap verdi



 - bize hergun bayram -   :)



Hayir dedim bu sefer oyle degil. Bugun bizim bayramimiz , aslinda hepimizin..


Bugun, Izmirimizin kurtulus gunu..Universiteye,hastaneye,anaokuluna vb bircok seye isim sahipligi yapan gun...



Bugun ki Yunanlilarin yuzme ogrendigi gun..



Denize dokulurken yakip yiktiklari koylerin insanlarinin sirtlarina binip kacmaya calistiklari , o masum insanlar yere yigilinca sunguyu sirtlarina gecirdikleri gun..



Bugun istila edilen koylerde kasabalarda sapiklikta sinir tanimayip,dinimizi kulturumuzu her sekilde yikmaya and icen soysuzlarin, tecavuze ugrayan kizlarimizin gogus uclarindan sira sira tesbihler yapip katledilmelerinin intikamlarinin alindigi gun..



Bugun ,torunlarinin ve koy halkinin yerini soylemedigi icin sunguyle olume terkedilen , Menderes nehri kiyisinda vefat eden ninemin annesinin vefasinin mukafati bugun..


Bugun, Izmir semalarina kirli bir el gibi sallanan Yunan bayraginin yerine Turk Bayragi mizin dikildigi gun..


Bugun ,bizim kurtulusumuz.. En cok da kadinlarimizin.. Simdilerde yobaz zihniyete efeler gibi! kafa tutan Izmirli kadinlarimizin damarlarinda dolasan temiz kan bugun..


Bugun, Ata sina vefasini sandik basinda gosteren insanlarin gunu..


Bugun, kurtulustan bu yana zihniyetini temiz tutanlarin gunu..


Bugun , kanmayanlarin,kandirilmayanlar gunu ..


Kurtulusumuz mubarek olsun..


Hamdolsun..




resim antoloji.com dan alıntıdır






4 Eylül 2011 Pazar

Kutular ve Bulutlar..










Hicbir yaz boyle uzun surmedi hayatimda.Uzun ve her gunu olayli geciyor.Es kaza benle ilgili bir eksin yoksa gundemde onemli olaylar oluyor,birseyler degisiyor,birseyler kok saliyor. 25 senedir bu hayatta varim ama 25 seneye siganlari ayaklarimin altina koysam boyum bir 50 senelik yasanmisliga uzardi.

Salt kendi yasadiklarim degil, ailemdeki bireylerin her birinin yasadiklarinin bana bumerang gibi donusu de bana ait bu durumda. Ve ayaklarimin altindaki kutulara ekleniyorlar. Tum bu yasananlarin sahidi olarak hala yasamakta oldugumuz evi gosterirsek,resmen icinde bir romanin yazilmadan yasandigi anlar, evin her mt2 sinde asili durmakta..Kucuklugumun soyut,saydam hali evin icinde lulelerini savura savura kosarken ,aynadaki 10 yas yaslanmis goruntumle yanyana gelmeye korkuyor.

Bu soyut duygular da ayaklarimin altindaki yerlerini aldiginda ust uste kulelere sebebiyet veren goruntuyle bulutlara dogru yukseldigimi fark ediyorum. Iste o farkindalik anlarinda panik yapmama adina otokontrolumu inanilmaz bir inatla yonetiyorum. Eger otokontrolumu biraz bos birakirsam beni bulutlara kadar yukselten kimi kapali,kimi mumdan muhurlu kutularin kipirdadigini, ayaklarimin yikilmaya yuz tutan bu kutular ustunde dans etmeye basladigini hissediyorum. Sonra dengeyi saglamak icin isin icine kollarim giriyor. Onlar da dansa eslik ediyor. Tum kutulanip kaldirilmis yasanmisliklar da saga sola sallanmaya basladiginda cok gec olmus oluyor.

Cunku ne kutular,ne ben bu hayal dansinin hazzina dayanamiyoruz.Ve yikiliyoruz..Once kutular devriliyor ayagimin altindan,sonra ben gulumseyen ifadem,iki yana acik kollarimla hani uykunuzda yuksekten dusersiniz ya o hisle bulutlardan yeryuzune dusuyorum. Belki de cakiliyorum.. Eger ki otokontrolumu kaybetmeme degecek birsey varsa o beni cakilmadan tutup tekrar ciktigim yere koyuyor ( boyle birsey,biri,olay,zaman,mekan hic olmadi bakmayin oyle dedigime) Eger dusersem yer yuzune hic acimamis,kanamamis gibi yukseliyorum tekrar yerden topladigim kutularimla. Bir tek ayaklarimin altindaki kutular kipirdandigindaki panik dusme korkusu canimi yakiyor o kadar..

Ha bir de bir melodi dudaklarima yapisiyor duserken hep

Its what they call, the rise and fall ...