23 Mayıs 2013 Perşembe

Kuş Gibi Rahatlamak Üzerine..





Ocak 2013 e girmeden kendime bucket list yapmıştım ,2013 e girip yaza kadar yapılacaklar listesi şeklinde. İki adet mesleki sertifika alacaktım.( Üçüncüsü zorlu bir sınavla benim oldu) Uzun zamandır almaya fırsat bulamadığım ehliyeti alacaktım. İmaj yenilenecekti .Spor bırakılmaksızın devam edilecekti. Daha sağlıklı bir yaşam ,daha çok içsel huzur , daha çok seyahat zart zurt derken. Spor harici hepsini bugun tamamlamış bulunmaktayım çok şükür koşturmaca bitti. (sporda dikişi tutturamayanlardanım )

Kendimi DIY projelerine verdim. Dikişe döndüm (imana geldim der gibi olsun) Kumaşlar çıktı ,tadilattan geçecekler ayrıldı. Eski ne varsa yenilemeye alındı. Ama boşlukta gıbıyım sanki ,birden yoğunluk kesilince o run lola run lı günlere dehşet ve hayretle bakıyorum.

Zaferin şarkısını gönderiyorum efendim ,afiyetle dinleyiniz ( Nancy Ajram' ın gerek klibinden gerek sesinden baya bir hüzünlüydü bu şarkı. Bu hali hem eğlenceli hem başarma,zafer duygularını kabartıyor bende. Bakalım sizde de aynı his oluşacak mı? )





15 Mayıs 2013 Çarşamba

Aksilikler Üzerine..






Koşmaktan illallah geldiği dönem bitti çok şükür. Zira ağzımda gevelediğim tek cümle : Sanki 2.5 sene evden çıkmadan oturduğum günler intikam alıyor ! oldu bu süreç boyunca. Çok koştum,çok küfrettim, bedenim çöktü, hastalandım, bir sürü aksilik peşimi bırakmadı ama ama ama ! Aksiliğin en büyüğü tatilime denk gelmeyeydi ya :(

Çokk yanıyorum, içim acıyor, üstünden bir hafta geçmiş olmasına rağmen daha yeni toparladım kendimi. Hayır bir de tipik koç burcu ben istediğim birşeyi yapmaz ,yapamazsam dünyanın en sinirli insanı oluveriyorum. Negatiften bozma kara bulutlar yerleştiriyorum yüzüme,ruhuma. Dünyanın en çekilmez insanı oluyorum.

Ne oldu, şöyle anlatayım hemen ,yoğun bir tempo sonrası kendimi ödüllendireyim dedim. İki senedir görmediğim cancağzım canım dostum, çölün orta yerindeki tek neşem en büyük yoldaşıma kaçayım dedim İstanbul'a . Cumadan cumartesiye koca bir hafta planlamıştık. Rakı bardaklarımıza kadar soğutmuştuk dolapta. Gold Olmeca'mızı, Yeni Raki Ala'mızı, mezelerimizin malzemelerini stok etmiştik. En zeytinyağlısından en ege usulü olanından patlatacaktık. Dışarıda bir sürü planımız vardı ,İstanbul geceleri bizimdi .

Noldu?Salakça bir sivrisinek geldi ayağımdan ısırdı ve dize kadar enfeksiyon başladı ... İki gün geçer diye bekledim ( hastalanmaktan nefret edıyorum ilaç kullanmaksa eziyet benım ıcın) ayak Shrek 'in karısı Fiona'nın ayağına dönüp de morarmaya başlayınca,üstüne basamamaktan dolayı vileda sopasıyla evde gezinmeye başlayınca tuttular kolumdan götürdüler beni acile . Buarada arkadaş kırılıyor gülmekten ben acil kapısında bacak bacak üstüne atmış oturuyorum. Kızım ölüyosun bacağın kesilcek hala duruşundan taviz yok pes dedi . Dedim çaktırma İzmirliyiz biz hehehe (İstanbullular alınmasın,kızmasın böyle bişey İzmirli olmak)

Neyse ayağımı gören doktor çığlığı bastı ,hemen tekerli sandalye,ardından bi oda ,hoop çarşaflar değişti ,ayağımın altında yastık , damar yolu açık gelen giden iğne yapıyor zaten,  bir saat içinde 6 tane iğne yapıldı. Damardan verilenleri saymıyorum.

Soruyorum hemşireye yarın çıkarım dimi diye. Sen manyak mısın gibisinden bakıyor yüzüme. Doktor geliyor yapışıyorum koluna ' ya bakın ben tatıle geldım cıkmam lazım burdan, bana hap iğne yazın çıkayım' diye yalvarıyorum. Geçene kadar burdasın diyor. Zaten kaldığım odada yaşlı bir kadın (sanırım alzheimmer) bağırıyor,küfrediyor,ağlıyor.Gece uykumdan kaç kez zıpladım. Tam tırlatma durumları..

Bir yandan çok üzülüyorum kadıcağıza (torunları deli gibi dövüp bırakmışlar hastaneye,Allah hidayet versin ) ,bir yandan ' Allahım ne işim var burda ' diyorum . Bir de tutturdu o ayağının altındaki yastık benim ver diye. Teyze dedim senin yastığın var bak orda . Zaten dedi tuvalete de götürmüyosun beni yazıklar olsun sana ! dedi. Ben tabi dumur, teyzecim ben kendim gidemiyorum tuvalete..Gidecek olursam da zombi yürüyüşünden beter acı çeke çeke , gözümden yaş gele gele sürükleniyorum koridorda ben seni nasıl taşıyayım dedim.

Hayır zaten içler acısı haldeyim. Bir ayağım arkada, diğer kolum geride ,sağ taraf felç, ivme yoluyla yürüyorum . Durum aynen şudur tıkla . The walking dead teki zombilerden farksız bir ayağa sahiptim görüntü itibariyle.

Neyse efendim, ben yine ivme yoluyla koridorda Doktoru yakaladım kolundan tuttum ' ben gidiyorum son iğneleri yap haberin ola ' dedim. Bir yandan da koridorda yürürken beynimin arka fonunda şu şarkı var tık tık Hem gülüyorum, hem gözümden yaş geliyor ,hem sinirliyim ne güzel dimi . Doktor baktı sinirliyim, uçak biletini değişsinler sen onunla ilgilenecek durumda değilsin aksam çıkıyosun sabah da uçuyosun o şartla salarım seni dedi. Tamam dedim .


Neyse ertesi gün uçağa bindim ,yerime geçtim saçımda bir kıpırtı var.Elimi attım ,böcekk ! uçağın koridorunda sürüyle geziniyorlar kırmızı kırmızı kanatlı bişeyler. Allahım dedim burda da mı .. Zaten doktor yaz geceleri çorapla çık balkona dedı,bünyen hassas dikkate al sinek,böcek ısırmalarını dedi. Tabi ben hala nazara inanıyorum, hala hayatım boyunca çok istediğim şeyin olmamasına bağlıyorum.

Ve evrene mesaj yolluyorum


'' Aldım kabul ettim

teşekkür ederim !

paşa paşa iyisini kötüsünü öğrendim.

Seni sevgiyle kucaklıyor gözlerinden öpüyor

ve bu tarz aksilikleri nezaketle geri çeviriyorum ! ''

28 Nisan 2013 Pazar

Mülakatlar Üzerine..







Barapba rap rap, barapba rap rap ... (buarada tempo şeklinde alkış tutulur )

Wtf  bacım? demeyin , bu böyle çok işler başarmış,koşmuş koşmuş anlının akıyla çıkmış kafası çünkü. Koşturmacalarımın en önemlisi bitti azizim. Ama ben de bittim.

Malumunuz üç aşamalı bir sınav, mulakat,sunum ve görüşmeden geçti bu vatandaş. Ulaşım uçağa trene geçit vermiyordu dokuz saatlik yola iki kere gidip geldi. Birkaç gün konakladı caaanım İzmir'inden uzakta, hayata küstü. Gözleri gülen gülümseyen insanlar aradı bulamadı. Kurdeşen oldu kaşındı durdu yollarda.

 Aman dedi ,memleketten gayrısı yalan dedi ne ot işim var burda ki dedi. Beni beni bu işe alıştıran senin düzenek enişten dedi.. Allam bi döneyim eşşek kadar '' hakuna matata'' dövmesi yaptırıcam diye adak adadı. Amin dedi. Arkadan 'gavur izmirli ' diye ses geldi. Sese döndü nah çekti,amin dedi. Çıktı geldi köyüne ,İzmirine bir oh çekti.

 Daha iki saat olmuştu ki geleli, koşa koşa kursuna gitti.  Ömrünün tam tamına sekiz saatini pc başında geçirdi kursta. Eve geldi artık bünye kurdeşen dökmüş,yorgun,mağrur,umutluydu. Yattığındaysa yorgunluktan uyuyamıyordu bu sefer de.

Genel çerçeve bundan ibaret sevgili okurlar. Yaklaşık 10.000 kişilik lisans mezunu insanı bır arada gormek hoş değildi. Çünkü herkes işsizdi. Herkes umutluydu. Herkes yorgundu. Herkes sınavdı,konaklamaydı,ulasımdı vs 1000.00 TL ye varan bir harcama yapmıştı. Dönersermaye köşeyi dönmüştü. Şehir ekonomisi ise canlanmıştı (şehre akan parayla izmir lokması bile yapmış adamlar ! gözümle gördüm !vay amk ! )

Tabi jüri karşısına geçince bu hüzün dağılıyor. Heyecandan titreyen topuklu ayakkabı tıkırtısı sussun dıye parmak ucunda one egılıp anlatıyosunuz bi müddet sonra . Allahtan masa var da önünüzde de parmak ucunda durmaktan kartal duruşuna geçecekmiş gibi aldığınız pozisyonu gormuyor hiç kimse. Bir de psikoloji falan ölçen bir juri var karşınızda.

Mülakat odası bubi tuzaklı anasını satayım. Ortada kagıtlar dagınık toplamanız lazım,sunumun başında juriden biri horlamaya başlıyor falan fişman hepsine çözümünüz olması lazım. Ben tabi kağıtları topladım, horlayan juriye donup ' ben 35 nolu İzmir ... şirketi ... uzmanı R&D simdi sizlere etkili iletişim tekniklerini anlatacagım'' dedim adam direk kafayı kaldırdı tabı. Biraz da yüksek sesle söyleyince ''kim lan bu ''oldu bırden adamcagız.

Sonuç : Hala yorgunum,kas spazmı devam etmekte, dinlendirici gözlük almam lazım :/