7 Eylül 2013 Cumartesi

Bağlanmak Üzerine..







Hani diyorum ya çok enteresan bir hatunum diye. Mesela her sabah uyanışım farklıdır benim. Bazen kafamda bangır bangır çalan '' bom bom poow '' la uyanırım bazen yataktan düşecek gibi bazen tek kelimelik bir cümleyle (bkn. okkalı sözler hayat mecmuası ) . Normal insanlar gibi uyanamam nedense. Uyanınca kahvaltı yapamam ,kahvaltıyı sevmem .Sürüyle orjinallik yaratırım. Bu sabah iki kelimeyle uyandım mesela. Bağlanmak üzerine..

Büyük ihtimalle rüyalarımın etkisi var. Şu sıralar bi garipleşti çünkü rüyalarım. Korkmaya başladım ciddi ciddi kendimden. Rüyamda mutluyum .Rüyanın sonunda kaybediyorum onu kalabalıklar içinde aramak için efor sarfediyorum ınanılmaz bır yorgunlukla başlıyorum güne. Tüm enerjim çalınmış olarak. Bunu çok sık yaşamaya başladım. Haliyle bazı şeyleri sorgulamaya başladım içimde.

Bilinçaltımda ne var? Neden bu kayboluş acı verıyor vs sorgulamaya başladım .Bir takım cevaplar buldum kendımce ve yazmaya karar verdim. Çünkü hayattan yediğim kazıkları yada aldığım dersleri ''evet bu budur '' seklinde genellemeyi seviyorum. Yazıya dökmekse ayrı bir haz benim için. Dediğim gibi hangi manyak hayattan yediği kazığı yazarken haz duyabılır kı?

Ne gibi cevaplar buldum. Ben bağlanmaktan korkmayanlardanım oldu ilk cevabım. (kendıme ne sordum onu bıle hatırlamıyorum )Cesurluk madalyalarım omzumda kendime kocaman bi alkış yapıp ,gülümsememi anında kesip nah çektim aynada kendime. Çünkü evet ,cesurdum ,güzeldi ama neden ruyamda onu kaybettiğimde acı çekip tüm enerjim bitmiş kalkıyordum. Ve neden sık sık bu rüyayı görüyordum. Sabahları türlü şebekliklerle beni uyandıran beynim rüyalarla ne mesaj veriyordu bana. Derken baya bir psikolojiye daldım. Baktım sonu yok elde tatminkar cevaplar da yok deliriyorum sanırım diye evhamlandım.

Sonrasında buldugum cevaplardan ürktüm. Çok bağlandığınızda karşınızdakinin ayağına dolanıyor izlenimi veriyorsunuz. Bağlanmadığınızda ise şımarık ,umursamaz,cool kadın oluveriyorsunuz. Bu ikisi de istenmeyen birşey sonuçta. Bağlanma sorununuz olduğunda daha da vahim durum. Acı çekmeme uğruna ''ben korkağın tekiyim '' diyerek karşınızdakini telkin ediyorsunuz. Kendinizi aciz konuma sokarak. Başkasına olan ihtiyacınıza ket vurup cool görünmeye çalışıp daha da batırıyorsunuz.

 Ve ne hikmetse bağlanan yada bağlanılan kişi eninde sonunda acı çekiyor.Hani hayat karşına geçip '' napıcaz be Kamil ?'' diyor sırıtarak. Hani '' bu işlerin ortası yok be gülüm ''der gibi.  Alabildiğine kıro alabildiğine kıllı :)

Neyse azizim kendime bakıyorum mesela hiçbir zaman bağlanmaktan korkmamışım. Hatta bağlanmak mihenk taşım olmuş ama bağlıyken de rahat durmuyorum. Acı çekiyorum arkadaş rüyamda bu nasıl iş ?!?

Derken (dur bitmedi :) http://dusmezarligi.blogspot.com/2013/09/hayata-dair-dersler-7-baglanmak.html  blogger arkadaş yazmış döktürmüş. Postu girmeden önce okudum. Mesela şunu yazmış benim bulamadığım cevap ta kendisi

'' Birisine güvenebilirseniz eğer onun canınızı yakmayacağınıza inanırsanız ona bağlanabilirdiniz ''


Türkçe meali : Eğer canınız yanıyorsa birine bağlıyken haydi haydi canınız yanabilir. Hayır tabiki oyle demiyor ama benim için tercumesı bu :) Şarkıyı girelim bohemde sanmasın millet

20 Ağustos 2013 Salı

Bizim Evin Perileri Üstüne..








Şimdi böyle heyecanla peri,cin,hayalet,semum,haunting in connecticut falan yazacağımı düşünerek yazıyı tırsarak yada binbir heves heyecanla ( ben pek severim de bu muhabbetleri ) açanları baştan hayal kırıklığına uğratmakla birlikte bizim evin pek bir paranormal olduğu gerçeğine katılıyorum. Katılmaktan öte artık ezberledim,belledim ama kabul etmesem iyi olur sanırım.

Neyse azizim bu ev perili midir artık neyse nezaman dışarı çıksam başıma bir iş geliyor. Nereye adım atsam olabilecek en pessimist senaryolar üzerimde. Anten gibi çekiyorum. Tatile gidiyorum ayağımı böcek sokuyor hastanede buluyorum kendimi, beach cluba gidiyorum çöp taşıyan garson elindekini bacağıma sürterek geçiyor içindeki cam kırığı kesiyor hopaaa kan revan, gece cluptayız bir bardak kırmızı şarap beyaz bluza tatbik edilmek üzere ensemden aşağı iniyor.

Êvdeyken sorun yok amma velakin dışarı adım atınca mıknatıs misali topluyorum her ne varsa. Haliyle kerameti evde arıyorum. Resmen bir daha dışarı çıkmayayım diye tüm kötü enerjisini üstüme yapıştırıyor sanki. Her nekadar arkadaşlarım var bu işte bir cenabetlik dese de maaşallah ve subhanallah ki abdestle aram iyi olduğundan üzerime bile alınmıyorum :))

Bir de ne zaman ev şıkır şkır misler gibi dip köşe olayına girse mutlaka mutfakta ekipmanın isyanı başlar. Yağ tenekesi devrilir , şeker kavanozu kırılır ,tepeden borcam düşer, çaydanlık devrilir .Tek tek intihar eder bu nimet-i isyankarlar. Hayır yere düşen bir çaydanlık dolusu çayın buzdolabının en tepesine yapışma ihtimali yüzde kaçtır mesela? Düşünüyorum bulamıyorum mesela ben. Yada yağ tenekesinin kapağı neden açıktır o an ? Gibi gibi..

Okuyorum ,üflüyorum ,çörek otu yakıyorum cadı gibi dolanıyorum evde bana mısın demiyor. Kurşun var mı sende dedim babama inanmayın öyle hurafelere diye başımın etini yedi. Nazar desem nazarı geçer büyü desem anlamam o işlerden. Enerjim mi fazla ? Yıldızım mı düşük? Bir bilen açıklasın bi zahmet başıma gelecek gözüme görünecek mi var ki aceppp ??




28 Temmuz 2013 Pazar

Farkındalıklarla Anlam Kazananlar Üzerine..






Şimdi azizim , baştan peşin peşin söyleyeyim az sonra okuyacaklarınızın suçlusu şu bir tık ötesinde duran şarkıdır. (Böyle daha iyi, daha anlamlı ,daha oturaklı oldu sankı ) Arabeskin yanından geçmem öyle vıcık vıcık ayrılık ,ask acısıyla yapış yapış olmuş ezik şarkıları sevmem. Ama bu şarkı benim en büyük arabeskim oldu.

Neyse efendim şarkı fena ,ben ondan fena yaşayıp gidiyoruz. Gerçekten şarkı sözü yazanların baya baya kallavi tecrübeleri devirdiklerinin farkına varıyorum gun gectıkce. Zira bendeki bu duyguları şarkılara vurma hevesi varken kaçınılmaz. Melankoli mi bu tabıkı degıl. Yazma tutkumun önünde hayranlıkla eğilmesinden mütevellit bir hadisedir.

Hani bazen dinlersin, sözler saçma gelir, '' bu mu yani '' dersin dillere pelesenk olmuş şarkıya. Zaman geçer , yanına böyle kırmızı tükenmezle tik attığın tecrübe sütten çıkan ak kağıda dusunce '' ha ondaaan '' dersin. Bu sefer anlam kazanır . Dilinden düşürmezsin. Bkn. Halil Sezai İsyan . Vakti zamanında facebookta günde 365 milyon kişi 730 kere paylaştı ilk çıktığında. Yok abi defalarca dinleyip de bir kere bile mi titremez insanın içi? Vahdet-i vucut urpermez mi ,ne bileyim ''benim buu deeaardiim '' derken o çok sevdiğim domuz sıkısı böyle anamın ak sütü gibi hiç mi gözünün önünden geçmez. Geçmedi hacım be.

Kalbimin paslandığına mı yanayım , aşksız geçen yıllarıma mı yanayım , kolumda olup da urpermeyen tuylere mı yanayım bilemedim. Döndüm baktım ki  hiç aşık olmamışım ki ben :) Yahu şarkı buram buram aşk acısı kokuyor,özlem kokuyor. Ben aşk acısı çekmedim ki ürpereyim,cin çarpmışa döneyim . Aaadam sende.. (girit,rum ağzı anne tarafından pelesenk: sende yani, hiç olur mu gibi bişey )

Ha noldu ? Aşık oldum. Öyle böyle değil . Farkettim ki ben aşık olmayı bırak hiçkimseyi sevmemişim de. Hani gerçekten bu isimlendirsek merhamet duymak olurmuş o derece.. Hani gözlerine bakınca kilitlenmek, car car car öterken bi erkeğin seni susturabılmesı ve bunu gercekten iki çift lafla yapması, ne bileyim bir erkeği gerçekten istemek, karanlıkta uyurken teklı koltukta oturup seni izlediğini sanarak uyanmak , bana çok uzak kavramlarmış meğerse.

E haliyle de o Halil Sezai ler ,Ali Ataylar bir bir anlam bulmaya başlıyor. Ona mana buna anlam öbürüne tecrübe yüklemece derken hafiften sıyırma durumları. Zaten aşk diye adlandırdıgın sey senin bir gününü bir gününe uydurmamazlık etmekten uzak,stabil,hep mutlu yada hep uzgun giden birşeyse , huzurunu kaçırmıyor, kaçırırken de aynı zamanda mutluluktan ucurmuyorsa kesinlikle aşk değildir.

Hani etrafta ''su soyleyse bu boyledır ''gibi çok net köşeli ahkamlar mevcut . Bizler çoğunlukla o farkındalığa erişmemişsek '' yok canım benım /benimki /bizimki oyle degıl '' deyıp gecıyoruz. Eğer ki farkındalığı yaşamıssak ''kesinlikle '' deyip üstünde duruyoruz söylenenin.

O yüzden bu farkındanlığı yaşadığınızda zaten yazıp çizdiklerimiz anlam bulacak tıpkı şarkılar gibi , biz ne desek boş azizim. Ne hissettiğinizden emin olun yeter .